Başlıksız-2

Mexican tetra yada Astyanax mexicanus diye bilinen albino ve gözleri olmayan in balıkları, balıkların yalnız ve barış içinde yaşayan bir türüdür. Hiçbir balık türüne zarar vermeden ve kendini korumak için stratejileri olmayan  bu balık türü, karanlık sularda sudaki akıntıları hissederek yönünü bulur ve huzurlu bir yaşam sürerler.

İn balıkları biyologları uzun zaman boyunca büyülemiş, araştırmalarına birçok sefer konu olmuştur. Genelde fiziksel özellikleri ile ilgiyi toplayan in balıkları, bu sefer davranışları ile konu oluyorlar. Her ne kadar yalnız ve barış içinde bir hayatı tercih etseler de, çok tedirgin ve endişeli bir yapıya sahipler. Örneğin, çok rahat uyuyamıyorlar, bir davranışı tekrar ve tekrar yapıyorlar, kısacası asosyalliklerinin yanında hiperaktivite, şizofreni ve benzeri rahatsızlıkların özelliklerini gösteriyorlar. Bu özellikleri bakımından insanlarda görülen psikiyatrik rahatsızlıklar ve çözümleri için bize bulunmaz bir fırsat sunuyorlar.

23.Uluslararası yer altı biyoloji konferansında, Hawaii üniversitesinde biyolog olan Masato Yoshizawa, insanlarda şizofreni ve otizm tedavisi için kullanılan ilaçların etkilerinin, in balıklarında da aynı etkiye sahip olduğunu göstermiştir. İnsan hastaların gösterdiği davranış değişiklikleri, in balıklarında da gözlemlenmiştir. Böylece ilerleyen zamanlarda şizofreni, otizm, hiperaktivite gibi hastalıklara çözüm bulmada in balıkları bize model organizmalar olabilecek ve araştırmalarda büyük öneme sahip olacaklardır.

Başlıksız-1

İn balıkları gerçekten önemli çünkü deneyler için vazgeçilmezimiz fareler, bu konu da işlevsiz kalıyor. Farelere bu
hastalıklara neden olan genler verilmesine rağmen, normal davranışlarına devam ediyor ve istenen davranışları göstermiyorlar. İn balıkları ise hastalıklı genin dışarıdan verilmesine bile ihtiyaç duymadan hastalık semptomları gösteriyorlar. Örneğin; uykusuzluk, hiperaktivite ve asosyal davranışlar.

Yoshizawa, fluoxetine (Prozac) and clozapine adlı şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçları, in balıklarına vermiş. Sonucunda gözlemlediği ise tıpkı insan hastalarının verdiği tepkiler gibiymiş.

Gösterdikleri semptomların yanı sıra, 101 adet klasik psikiyatrik hastalık riski taşıyan genlerin %90’ı in balıklarında mevcutmuş. İn balıklarının ve onların yüzeye yakın bölgelerde yaşayan akrabalarının gen haritalarını inceleyerek çalışmalarına devam eden Yoshizawa, yüzeye yakın bölgede yaşayan türlerde, in balıklarının üçte biri kadar aktif gen olduğunu keşfetmiş. Yani in balıklarının insanlığa hizmet konusundaki yeri diğer akrabalarından çok daha ayrı.

İnsan ve balıkların 400 milyon yıl önce evrimleşerek tamamen ayrılmasına rağmen bu tür bir benzerlik göstermeleri ve karanlık sulardaki yalnız, korku dolu yaşayışıyla hayatlarımıza dahil olmaları gerçekten heyecan verici.

Kaynak;

Pennisi E.(2016). Antisocial Cave Fish May Hold Clues To Schizophrenia,

Autism . https://www.sciencemag.org/news/2016/06/antisocial-cave-fish-may-hold-clues-schizophrenia-autism

Byrne M. (2016). Eyeless Albino Cave Fish Help Explain Schizophrenia And Autism. http://motherboard.vice.com/read/glowing-eyeless-cave-fish-help-explain-schizophrenia-autism