Çinli araştırmacılar devrim niteliğinde bir gelişmeye imza attılar. CRISPR/Cas-9  (Clustered Regularly Interspaced Short Palindromic Repeats) sistemi ile DNA’yı yeniden yapılandırmanın ilk adımlarını atmayı başardılar.

crisprr

Tekniğin çalışma prensibi şöyle; Doğada zaten var olan fakat yeni yeni sırları çözülmeye başlanan bu yöntemin başrolünde bakteriler var. Bakterilerin kalıtsal materyaline yani DNA’larına bakıldığında, DNA’larının bir kısmı bazı virüslerin DNA’ları ile birebir örtüşüyor. Bu durum bakterilere, virüslerin vereceği zarardan korunmak için doğal bir bağışıklık sistemi gibi davranıyor. İşin ilginç yanı ise bakterilerin geçmişten dersler çıkarmasında. Bakteriler önceki virüs saldırılarından aldıkları Virüs DNA’sını keserek kendi DNA’sına yapıştırıyor ve bir sonraki virüs saldırısında virüs hasara yol açmadan etkisiz hale getirilebiliyor. Bakteri hücresine girebilen ve ölümle sonuçlanmayan her saldırı Crispr dizilimi içinde kaydedilerek, bakterinin savunma bakanlığı kütüphanesinde saklanıyor. Fakat sadece düşmanı tanımak üstün gelmek için yeterli değildir. Herhangi bir saldırı anında kendini en iyi şekilde doğru stratejilerle koruman gerekir. Bu kısımda ise Cas (Crıspr associated) proteinleri devreye giriyor. Virüsün DNA yapısını tanımak için görev alan DNA’nın moleküler kuzeni RNA, Cas9 proteini ile işbirliği yaparak virüs DNA’sına bağlanıyorlar. Cas9 proteini bağlandığı yerden DNA’yı keserek parçalıyor ve virüsü savunmasız bırakıyorlar. Kısacası mükemmel bir tanıma, hedefe uygun protein üretme ve yok etmeyle hayatta kalıyorlar.

Keşfedilen bu yöntem insanlarda birçok hastalığın daha kendini göstermeden önlenmesini, hastalıklı genlerin değiştirilerek tedavi edilmesini amaçlıyor. İnsanlara uygulamada ise virüs DNA’sı yerine, istenilen özellikte RNA sentezi yaparak, hastalığa neden olan kısmın kesilip atılması ve yeni parçanın eklenmesiyle amaca ulaşmak hedefleniyor. Sorun ise Cas9 proteinlerinin DNA üzerinde bağlanması gereken yeri henüz hatasız tespit edememesinde.

DNA

Bu teknik ilk önce yaşama şansı az olan insan embriyosu üzerinde denendi çünkü uygulanan tekniğin ciddiyeti etik ve güvenlik kurallarını aşabilecek boyutta. Şu ana kadar DNA’sı değiştirilen 86 embriyodan sadece 28 tanesi başarıyla değiştirilebildi. Ayrıca başarılı değişim olanlarında sadece bir kısmı istenilen DNA eşleşmesini yapabildi. Bu durum göz önüne alındığında, başarı oranı %90 ve üzerine çıkmadıkça uygulamaya geçmek güvenli değil. Etik olup olamayacağı ise her zaman tartışılacağa benziyor çünkü çocuk sahibi olmak isteyen çiftler çocuklarında olmasını istedikler

i özellikleri listeleyip, insan dizayn edebilir konumda olacaklar.

Kaynak;

.Macdonald.F.(2016).China’s About to Rewrite Human DNA Using a Revolutionary Tool For The First Time.http://www.sciencealert.com/china-s-about-to-alter-human-dna-using-a-revolutionary-tool-for-the-first-time

CRISPR/Cas9 and Targeted Genome Editing: A New Era in Molecular Biology.https://www.neb.com/tools-and-resources/feature-articles/crispr-cas9-and-targeted-genome-editing-a-new-era-in-molecular-biology