Başlık

Everest dağına tırmandığınız zaman 2.7 milyar yıl öncesine ait bir atmosferin altında gibi hissedebilirsiniz. Başka bir deyişle zamanda yolculuk yapmış gibi olursunuz. 2,7 milyar yıl önce dünyanın atmosfer basıncı, şimdikinin dörtte biri kadar olduğu düşünülüyordu bunu günümüzde Everest dağının zirvesinden (8848 m) yaklaşık 2000 m daha yukarıdaki koşullarla denk sayabilirsiniz.

İlkel atmosferimizin basıncının daha düşük olması düşüncesi yani daha ince bir atmosfer düşüncesi bilim adamlarını dünyanın ilkel atmosferi hakkında bilinenleri yeniden gözden geçirmeye zorladı. Bilim adamları uzun bir süre dünyanın ilkel atmosferinin bugünden çok daha fazla sera etkisi ile gerekli ısıyı sağladığını düşünüyorlardı. Çünkü güneşin parlaklığı bugün olduğundan yaklaşık %20 daha azdı ve buna rağmen okyanuslar sıvı hadeysi. Fakat tam burada bir ikilemle karşı karşıya kaldılar.  Çünkü ince bir atmosfer ile sıcaklığı sera etkisi ile yüksek tutmak düşüncesi biribiri ile çelişiyordu. 2009 Yılında Colin Goldblatt’ın raporuna göre atmosferin daha kalın olması, ısınmayı daha fazla artıracaktı çünkü güneşten gelen ışınlara geçirgen olan atmosferimiz, yeryüzünden geri yollanan daha uzun dalga boyuna sahip ışımaların atmosferimizden kaçmasına daha az izin verecekti. Bunun sonucunda ise yaşamın başlaması için gerekli olan sıcaklık değeri elde edilecekti. Bu ikilemi çözmek için Sanjoy Som ve ekibi kolları sıvadı. Som ve ekip arkadaşları milyarlarca yıl önce oluşmuş olan, içleri sıkışmış gaz ile dolu lav baloncuklarını incelediler. Milyarlarca yıl önce, binlerce kilometre alana yayılmış olan bazalt lavları dünya yüzeyine çıktığında soğuyup donmuş böylece içerisinde sıkışmış gazlar içeren baloncuklar halinde korunmuşlardı. Bu baloncukları kullanarak ölçümler yapan Som ve ekibi geçmişten gelen bu değerli bilgiyi en iyi şekilde değerlendirmeyi başardılar üstelik koşulları ve imkanları zor bir çalışma olmasına rağmen. Araştırmalarının sonunda atmosfer basıncının 2.7 milyar yıl önce, bugün ki değerinin yarısı kadar az olduğunu kanıtlayabildiler. İlk başta dörtte biri olduğu düşünülüyordu fakat bu bile yüksek bir oran. Peki bunun sebebi neydi?

Cevap atmosferimizin yaklaşık %78’nini oluşturan azot da gizli. Biyolojik açıdan büyük öneme sahip olan azot, bildiğiniz gibi sürekli bakteriler ve planktonlar tarafından kullanılıp, bazı süreçlerden geçerek tekrar atmosfere veriliyor. Böylece azot dengesi bir döngü sağlanmış oluyor. Fakat geçmişte işler biraz farklıydı. Azotun dünyamızla tanışması ve dünyamıza yerleşmesi bambaşka bir serüven. Kısaca değinecek olursak, yaşamın oluşmasında büyük etkiye sahip olan azot, milyarlarca yıl önce iki meteroit de bulunan mineralin yapısında tespit edildi (Yamato-791198 ve Yamato-793321), ayrıca amonyağı kullanarak atmosfere azot gazı salınımı yapan bakteriler, atmosferimizde azot gazının varlığını artırdı. Atmosferimizde azotun varlığı ise atmosfer basıncının büyük oranda artmasına neden oldu.

Bu demek oluyor ki, Evereste çıktığınızda atmosferin kalınlığı ile birlikte ortamda bulunan gazlar da azalacağından, atmosfer basıncı düşecek ve kendinizi çok eski bir dünyanın çatısı altında gibi hissedebileceksiniz.

 

Gary. S, (2015), How early earth got its nitrogen, http://news.discovery.com/earth/how-early-earth-got-its-nitrogen-150120.htm

Pease. R, (2016), Earth’s ancient atmosphere was half as thick as it is today, http://ww

w.sciencemag.org/news/2016/05/earth-s-ancient-atmosphere-was-half-thick-it-today

(2016), Early earth’s air may have been thinner than on Everest today, https://www.newscientist.com/article/mg23030732-100-early-earths-air-may-have-been-thinner-than-on-everest-today/